Osmanlı Devletinin Kuruluş Dönemi

0
91

Osmanlıların kökeni nedir?

Osmanlı Devletini kuranlar Oğuzların Günhan kolunun Kayı Boyuna mensuptur. Moğol istilasından kaçarak Anadolu’ya gelmişlerdir. İlk olarak Ahlat da yaşamışlar sonra da Söğüt ve Domaniç’e yerleşmişlerdir. Gündüz Alp’ten sonra Kayı aşiretinin başına Ertuğrul Gazi geçmiştir.

Ertuğrul Gazi Selçuklu Devletine bağlı bir uç beyi olarak hizmette bulunmuştur. 1281 yılında Ertuğrul Gazi’nin ölümü üzerine yerine en küçük oğlu Osman Gazi beyliğin başına geçmiştir. 1299 yılında Moğolların baskısı üzerine Selçuklular, Moğol hakimiyetine girince Osman Gazi bağımsızlığını ilan etmiştir.

Osmanlı Devletinin Kuruluş Dönemi

Osmanlı Kuruluş Tartışmaları

Osmanlının kuruluşuna dair tartışmalar 1910 yılında Gibbons tarafından ortaya atılan tartışmalar sonucu başlamıştır. Gibbons’a göre Osmanlılar Türklük ve Müslümanlıktan ziyade Avrupa kültürünün tesiri ile başarılı olmuştu. Gibbons’un bu iddiasına 1934 yılında Fransa da konuşma yapan Fuad Köprülü cevap vermiştir.

Fuad Köprülü Gibbons’un tezini ortaya atarken göz ardı ettiği konulara değinmiş ve çok faktörlü analiz anlayışıyla(dini, siyasi, içtimai, coğrafi iktisadi, etnik ve şahıs faktörü) Osmanlının kuruluşunun ele alınması gerektiğini savunmuştur. Köprülü Gibbons’un bir diğer iddiası olan Türklerin türedi bir millet olduğu anlayışına da karşı çıkarak Türklerin türedi olmayıp Anadolu da çok önceden var olduğunu da ispata çalışmış ve bunu ispat etmiştir.

Osmanlının kuruluşuna dair bir diğer tartışma konusu ise Paul Wittek tarafından ortaya atılan Osmanlı da gaza teorisi yani İslam adına savaş meselesidir. Wittek Osmanlı’nın kuruluşunda ve büyümesinde en önemli etken olarak gördüğü gaza anlayışını ekonomik temellere dayandırmakta ve aynı zaman da insanları arkasından sürüklemek için gaza politikası güttüğünü ifade eder.

Halil İnalcık, hocamız Paul Wittek’in bu teorisinde bazı düzenlemeler yaparak gaza eden insanlar olduğunu ancak bunun beyliğin tamamını kapsamadığını ifade eder. Halil İnalcık hocamızın öğrencisi Cemal Kafadar ise iki Cihan Aresinde adını verdiği eserinde Osmanlının kuruluşunda sadece Türklerin etkin olmayıp Anadolu da o dönem yaşamış çeşitli topluluk ve gruplarında etkin olduğuna dikkat çekmektedir.

Kuruluş tartışmalarına katılan bir diğer isim de Paul Lindner olmuştur. Pul Lindner Osmanlı Devletinin ilk zamanları için kara delik ifadesini kullanmıştır. Bu ifadeyi kullanmasının sebebini de Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarındaki kaynak yetersizliğine bağlamaktadır. Osmanlının ilk dönemlerinde kaynakların yetersiz olması sebebiyle Bizans kaynaklarına başvurulmaktadır.

Bizanslı tarihçi Pachymeres, Osman Bey ve Türkler hakkında bilgiler vermiştir. Colin Imber’e göre ise Osmanlı hanedanını kuran aşiret Anadolu’ya geldiğinde Müslüman değillerdi. Osmanlı Hane-danının 400 çadırlık bir aşiret tarafından kurulduğu mevzusu da XIX. Yüzyıl şair ve fikir adamlarından olan Namık Kemal tarafından ortaya atılmıştır. Zeki Velidi Togan’a göre de Osmanlı Hanedanını kuranlar Türkleşmiş Moğollardır.

Osmanlı Devletinin Kuruluş Yılı Tartışmaları

Bütün bu iddiaların yanı sıra Osmanlıyı kuranlar Anadolu’ya geldiklerinde Müslüman olmayıp Müslümanlık Hıristiyanlık ve Pagan kültürü gibi heterodoks bir inancın olduğu iddiaları da vardır. Osmanlının kuruluşu yanında kurulduğu tarih ile ilgili de ihtilaflar mevcuttur. Örneğin Osmanlı dönemi tarihçilerinden Aşıkpaşazade ile Mevlana Mehmed Neşri Osmanlının kuruluş tarihini eserlerinde 1288 yılı olarak kabul ederken, Halil İnalcık hocamız Osmanlının kuruluşunu 1302 yılı olarak vermektedir. Günümüzde ise yaygın görüşe göre Osmanlının kuruluşu 1299 yılı olarak kabul edilmektedir.

Osmanlı ve Kayı Boyu Tartışmaları

Osmanlının kuruluşu ile alakalı tartışmalar olduğu gibi Oğuzun Kayı boyundan olduğu konusunda da tarihçilerimiz ve yabancı tarihçiler arasında ihtilaflar mevcuttur. Osmanlının ilk dönemlerde Kayı boyuna mensup olduğuna dair bir kayıt ve delil yokken 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı öncesi Timur Anadolu’ya girdiğinde Cengiz soyundan olduğunu iddia ederek.

Gücünü ve hâkimiyetini meşrulaştırmak isteyince Osman oğulları da buna karşılık Oğuz’un Kayı boyundan olduğunu dile getirmişti. Osman oğullarının bu söylemi bazı tarihçiler tarafından sahte bir kimlik inşa edildiği iddia edilmiştir. Osmanlının kuruluşundan 150 yıl sonra tarih kayıtları tutması da delil gösterilerek tezlerini güçlendirmeye çalışmakta olan birçok tarihçi mevcuttur.

Sonuç olarak denilebilir ki Osmanlının kuruluşu hakkında tarihçiler kesin bir görüş birliğine varamamışlardır. Ancak şarkiyatçı veya oryantalistte denilen görüşe sahip olan tarihçiler Osmanlının kuruluşu meselesine ilmi olarak değil de ideolojik olarak yaklaştıkları kronolojik olarak bakıldığında gözle görülebilecek bir fikir olduğu da aşikârdır.

Osmanlının Beylikten Devlete Geçişi Nasıl Gerçekleşti?

Selçuklu hanedanının çöküşünden sonra idareyi ele almış ancak tam bir devlet teşekkülü oluşturamamıştı. Osman Gazi, Orhan Gazi ve Murad Hüdavendigar dönemlerinde devlet Balkanlar ve bazı beylikler üzerinde sınırlarını genişletmiş Yıldırım Bayezid döneminde de Anadolu da büyük ölçü de Türk siyasi birliği sağlanmıştı. İstanbul Yıldırım Bayezid döneminde farklı tarihler de dört defa kuşatılmışsa da alınamamış kuşatma her seferinde kaldırılmıştı. En son Timur tehlikesinin görülmesi üzerine İstanbul kuşatması kaldırılmıştı.

Fetret Devri Nedenleri ve Sonuçları (1402-1413)

Timur’dan kaçarak Osmanlıya sığınan Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf ile Celayiroğlu hükümdarı Ahmet Celayir Timur tarafından geri istenince bu talep kabul edilmemişti. Mektuplaşmalar ve elçileri gidip gelmesi ile devam eden süreç sonunda Timur ile Yıldırım Bayezid arasında Ankara’nın Çubuk Ovasında savaş yapıldı.

Bu savaşta Karatatarlar ve Anadolu Beyliklerinden Osmanlıya katılan askerler Timur’un safında olan beylerinin taraflarına geçince Osmanlı ordusunun gücü kırıldı ve savaşı Timur kazandı. Savaşı kaybeden Yıldırım oğulları Mustafa Çelebi ve Süleyman Çelebi ile esir düştü. Diğer şehzadeler ise sancaklarına döndüler ve hükümdarlıklarını ilan etmeye başladılar.

Timur her şehzadeye berat vererek her şehzadeyi padişah olarak tanıdığını söyledi. Böylelikle şehzadeler arasında 1402 yılından 1413 yılına kadar geçen bir saltanat mücadelesi dönemi başladı. Başlangıçta bu mücadeleden uzak duran Çelebi Mehmed sonraları mücadeleye dahil olmak zorunda kaldı. 1403 yılında Yıldırım Bayezid vefat edince serbest kalan oğulları Mustafa Çelebi ile Süleyman Çelebi de mücadeleye dâhil oldu. 1413 yılında Çelebi Mehmed bütün kardeşlerini yenerek tahta oturdu.

Fetret Devri Sonrası Osmanlı

Fetret Devrine son veren Çelebi Mehmed Saltanatta olduğu yıllar da Anadolu da kaybedilen yerleri geri almak için mücadele etti. 1414 yılında kardeşi Musa Çelebiyi de yakalatarak idam ettirdi. Diğer yandan Simavna Kadısı Şeyh Bedreddin, Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa taraflarından çıkarılan isyanları bastırdı. Çelebi Mehmed’den sonra tahta geçen oğlu II. Murad döneminde de Düzmece Mustafa İsyanı adında bir isyan çıktı.

Bu isyana Düzmece Mustafa adı verilmesinin sebebi o dönem devlet erkânı tarafından Ankara Savaşında esir düşen Mustafa Çelebi’nin öldüğü ve hanedandan olmayan birinin de kendisini Mustafa Çelebi olarak tanıtıp isyan çıkardığı yönündeki iddiasından ileri gelmiştir. Ancak devlet erkânının iddia ettiğinin aksine Düzmece Mustafa sahte bir şehzade değil gerçek bir şehzadedir.

Düzmece olarak adlandırılmasının sebebi ise halktan ve askerden destek alınmasını önlemek adına alınış bir tedbirdi. İsyanda başarılı olamayan Mustafa Çelebi yakalanarak idam edilmişti. II. Murad döneminde Balkanlar üzerine akınlar yapılarak sınırlar genişletilmişti.

II. Murad 1444 yılında saltanattan oğlu Mehmed adına çekilmişti. 12 yaşında Osmanlı tahtına oturan II. Mehmed’in küçük yaşta olmasını fırsat bilen Macarlar II. Murad ile yaptıkları anlaşmayı bozarak Osmanlı ordusuna savaş açtı. Varna Savaşında II. Murad Çandarlı Halil Paşa’nın gayretleriyle gelerek ordunun başına geçti ve Varna Savaşında Osmanlı ordusu Haçlı ordusunu yenilgiye uğrattı.

1446 yılında II. Murad tekrar Osmanlı tahtına çıktı ve oğlu II. Mehmed sancakbeyi olarak Manisa’ya gönderildi. 1451 yılında II. Murad’ın vefat etmesi üzerine II. Mehmed tekrar tahta çıktı. Tahta çıkar çıkmaz çocukluğundan beri hayal ettiği İstanbul’un fethi için hazırlıklara başladı. Macarlar ve Karamanoğulları Beyliği ile anlaşmalar yaparak İstanbul kuşatması sırasında bir saldırı gelmesini önlemeye çalıştı.

Öte yandan İstanbul çevresindeki kaleelri aldı ve Rumeli Hisarını yaptırarak Avrupa’dan Bizans’a yardım gelmesi önledi 6 Nisan 1453 tarihinde kuşatılan İstanbul 29 Mayıs 1453 tarihinde fethedildi. Böylelikle Bizans tarihe karışarak Ortaçağ kandı ve Yeniçağ başladı. II. Mehmed’e Fatih unvanı verildi. Fatih İstanbul’u fethettikten sonra Osmanlı Devleti Yükseliş Dönemine girdi.

Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi hakkında bilgi için tıklayın.

Yazımızı Yararlı Buldunuz Mu?

Yazımızı değerlendirmek için yıldızlara tıklayın!

Bizleri değerlendirdiğiniz için teşekkürler. Artık Hayal Değil !

Bizi sosyal medyadan takip ederek.

Paylaşımlarımızdan Haberdar Olabilirsiniz.

Yazı yararlı bulduğun gibi değerlendir.

Bizde bu yazıyı geliştirelim!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here