İbn-i Teymiyye Kimdir?

0
463

İbn-i Teymiyye Kimdir?

İbn-i Teymiyye Kimdir? Her ne kadar ismini duydukça fıkıh ve hadis dalında olan uzmanlığıyla ön plana çıkan bir şahsiyet tasavvur etsek de, aslında tarihi yönü de ağır basan bir karakterdir İbn Teymiyye. Talihsiz bir şekilde, Moğol istilasının Ortadoğu’ya ulaşmak üzere olduğu 1263 yılında Harran’da doğmuştur. Daha yedi yaşındayken Moğol istilasından kaçarak İslam merkezi Şam’a yerleşirler. Yaklaşık 200 hocadan –ki bunların içinde en-Nevevi dahi vardır-ders almış, İslamî hususlarda daha genç yaşlarda olmasına rağmen bilge bir insan olmuştur. ’’İbn Teymiyye ümmetin uleması arasında çok farklı bir mevkiye sahiptir. O ömrünü kur’an ve sünnet ilminin, bid’at ve hurafelerden arındırılması uğruna harcamıştır’’[1]

Burada İslamî kişiliğinden bahsedecek olursak ikiyüzden fazla eser vermiş bir kişiliği bir sahifede anlatmak doğru olmaz. Bu nedenle hayatını özetlemek daha verimli olacaktır.

İbn-i Teymiyye’nin Kısaca Hayatı

Hicri 669 yılında Moğollar Şam kapılarına dayanmış ve Memlükî ordusunu hezimete uğratmıştı. Bu nedenle merkez Şam’dan Mısır’a taşınır. Şehrin bütün ileri gelenleri ve halkın bir kısmı şehri terk ederler. Fakat İbn Teymiyye Şam’dan ayrılmaz. Halkı sakinleştirir ve Şam’a saldırmak üzere olan Gazan Han’la görüşür. Böylelikle Şam’ı harap olmaktan kurtarır ve Şam’ın en gözde kişisi olur.Talebeleriyle Kur’an ahlakını yeniden hakim kılmak için Şam’da ne kadar fitne, fesad yuvası varsa hepsini kapatmaya başlar.

Ardından Moğollarla işbirliği yapan dağ kabilelerine karşı cihad hareketi başlatır ve onları da bertaraf eder. Hicri 700 yılında Moğollar tekrar Şam’a yaklaşınca bir cihad hareketi daha organize etmeye çalışır. Bunun üzerine devletin merkezi olan Mısır’a Sultan huzuruna gider ve Sultan Nasır Şam’ın korunması için askerleriyle birlikte yola çıkar. Ve o süper güçlü Moğol ordusunu yenilir ve düzen sağlanır. Ulemanın hatta Sultan’ın bile kaçarak Kahire’ye sığındığı Moğol gücüne karşı cesurca Şam’ı savunan İbn Teymiyye, Moğolların mağlup edilmesiyle iyice popüler bir isim haline gelmişti. Şam halkı bu nedenle kendisini çok seviyordu. Ama bundan rahatsız olan sayısı da bir hayli fazlaydı.

İlk olarak verdiği fetvaları eleştirmeye başlayan karşıt görüşlüler sonraları Sultana şikâyetlerde bulundular ve böylece bir ferman vasıtasıyla İbn Teymiyye’ye fetva yasağı konuldu. Ama yılmadı ve Şam’da faaliyetlerine devam etti. Nihayetinde tam 17 yıl önce vermiş olduğu ‘’kabirler üzerinde mescit edinmeyi, kabirlere doğru namaz kılmayı’’ yasaklayan fetvasını bahane ederek ve hatta hakkında uydurma takrirlerle tutuklanmasına sebep oldular. Fakat burada da faaliyetlerine devam etti. Ama ecel kendisini zindanda yakaladı. Hayatından geriye aktarılan bir olay :

‘’Kahire’den İskenderiye hapishanesine gönderileceğinde Şeyh Şemsuddin İbn Sa’duddin el-Harranî’nin yanında kendisini çekemeyen şeyhlerle karşılaşınca, İbn Teymiyye’ye söyle dediler:

-Bütün bu yaptıkları, onların isteklerine muvafakat etmen içindir. Yoksa seni ya öldürmeye ya sürgüne ya da hapsetmeye niyetliler.

İbn Teymiyye ilmini ve şecaatini gösteren şu cevabı verir:

-Öldürülürsem bu benim için şehadet, sürgün ederlerse bu benim için hicret olur. Eğer beni hapsederlerse hapishane bana mescid olur. Beni nereye sürerlerse sürsünler ben her yerde yün veren koyun gibiyim…’’

Kaynakça:

[1] M. Emin AKIN, Hapishane Mektupları, Medarik yay, ANKARA, 1994, s:10

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here